EDİTÖR'DEN

Murat Yalçın


Salâh Birsel’in Kahveler Kitabı, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu kitaplarını okuyanlar, edebiyatçı anılarına, günlüklerine meraklı olanlar edebiyatın hayat bulduğu, şiirlerin, öykülerin, denemelerin göğerdiği, dergilerin, kitapların tasarlandığı, parlak fikirlerin çarpıştığı, sevinçlerin, küskünlüklerin, kavgaların arşa değdiği, usta-çırak ilişkilerinin sahnelendiği mekânların, mahfillerin önemini iyi bilir. Nedir bu mekânlar? Kahveler, lokantalar, meyhaneler, barlar, dergi büroları, okullar, gazete binaları...
Peki, yazarların/şairlerin ayaklarının alıştığı bu “uğrak yerleri”nin önemi, anlamı, bir işlevi kaldı mı bugün? Sanmıyoruz... Yeni kuşakların birbirlerini ne ölçüde izlediği, okuduğu da su götürür. İletişim biçimleri çeşitlendikçe mesafeler, kopukluklar arttı. Öyle ki, “edebiyat dünyası” diyebileceğimiz, solunabilir bir havanın varlığı tartışılır oldu.
Artık biraraya gelen yazarlar edebiyatla ilgili sorunları değil de yayıncılık dünyasına ilişkin haberleri, hareketleri, olayları konuşuyorlar. Roman, şiir, öykü tartışılmıyor da romancı, şair, öykücü, hatta yayıncı dedikodusu yapılıyor. Adı yeni duyulan bir yazar ya da yeni çıkan bir kitabı görmeden (tanıyıp okumadan) internet üzerindeki bilgi kırıntılarıyla yetinilerek sözde fikir sahibi olunuyor. Bir yazarı, kitaplarını alıp okumak yerine, Ekşi Sözlük web sitesine göz atılarak birtakım kanaatlere, muhtelif rivayetlerle yargılara varıldığı, kestirmeci/kolaycı/toptancı bir dönemdeyiz kısacası.
Edebiyatçı Mekânları dosyasını sadece eskiyi yâd etmek için hazırlamadık. İnsani ilişkilerin, dostlukların sıcaklığında canlı, “sağlıklı” bir edebiyat ortamından söz etmemize olanak tanıyan bu unutulmayan mekânlardan bugüne sızacak ışıklara göz açmaya çalıştık.

Bu sayıda haber yüklü bir Rüzgâr Gülü, Tarık Dursun K., Mine Söğüt ve Seyit Göktepe’nin öyküleri, Yekta Kopan’la yapılmış uzun ve çarpıcı söyleşi, Nedim Gürsel’in yazarlığının 40. yılını ve Vladimir Nabokov’un romanı Lolita’nın yayımlanışının 50. yılını anan yazılar öne çıkıyor.

Geçen yıl şiire geniş bir yer verdik, her sayı yirmi sayfa şiir yayımladık. Bazı şair ve okurlarımız buna dikkat çekti; destekleyenler, “Her ay o kadar iyi şiir yazılıyor mu?” sorusunu bir halkalı kement gibi atanlar oldu. Kuşkusuz burada bize gelen, bizim ulaştığımız şiirler arasından seçtiklerimize, niteliğiyle öne çıkan şiirlere –belirli şiir anlayışlarını ya da bir yelpazeyi gözeterek– yer veriyoruz.

Kitap-lık, yeni ve yenilikçi edebiyatın özgün ve seçkin ürünlerinin klasiklerle harmanlandığı bir yer, yani iyi edebiyatın adresi olmayı sürdürecek.

 

<<geri dön

Ana Sayfa