Bilinçli Akrepler (Sinemaskop)

Fahri Güllüoğlu


I
Çırçıplak akrep kovalıyor gündüz vakti
kestirebildiği oyukları siper sayıp
irinini saplıyor demir çomakla.
Toz duman. Ellerinde ince pas.
Dinmemiş ter boşanmasında,
sımsıkı kaşlarının örgüsünde
bocalıyor öfkesiyle duası arasında.
Bulantı, toprak kokusu, aynada
giderek bulanık ıslak yüzü.

II
İneklerin otlamadığı çayırlık
yakılmamış, aç, çift patikalı
duvar dibi et parçaları, ufalanmış ekmek,
kül, devrik şarap şişeleri, cam kırıkları..
Doğuramamış doğa.

Köpekler tepiyor yokuş patikayı, dilleri dışarda.
Yalnızlar. Kırık dökük duvara yöneliyor adam,
yatay. Kerpiç duvarın nemli oyuğuna eğiliyor,
Oturuyor sonra kıyıyı izlemeye
tanrıtanımaz bakışlarla, miyop biri nasıl
dalıp giderse uzaklara – kıpırtısız dudaklarından
hiçbir sövgü sözcüğü fırlamadan.

III
Tuhaf hıçkırıklar döküyor,
–avluya bakakalmış, sisten bozma bir gemi–
çocuklarla söyleşiyor nemli iskemlelerde,
dağılmış tütün, yanık kibritler, yüzünde asılı dumanıyla.
Anımsıyor neden sonra, kimsesiz yaz öğleleri
arka bahçenin duvarına asılı
yağ dolu kavanozda uyuyan akrepleri..

 

<<geri dön

Ana Sayfa