Hiç Yoktan İyi: Sıfır

İlhan Durusel


Yok olmayan yok sıfır.
Yunan ve Romalılar’ın bilmediği ama varlığını sezdiği, dünyanın iki ucunda Hintliler’le Mayalar’ın birbirlerinden habersiz, haberli oldukları, bir türlü sayamadığımız sayı.

Kimimizin övündüğü, kimimizin dövündüğü harflerimiz Latin; çoğumuz bilmese de sayılarımız hâlâ Arap. Batı uygarlığı Arap tüccarlar aracılığıyla 9. yy’da tanımış 0’ı. Önce “şeytan icadı” ilan edilmiş. Bir süre sonra “değeri” anlaşılmış, hakkı teslim edilmiş. Öylesine hayran kalmışlar ki sayılarını, romarakamlarını, değiştirmişler. Kibarcası: Arap sayılarını biraz değiştirip ödünç almışlar. Biz de, Latin Alfabesi’ni kabul ederken bunları da toptan fiyata ekletmişiz. Batı dillerindeki sıfır anlamındaki “zero”, “cifra”, anlamları biraz değişmiş de olsa “cipher”, “chiffre” (şifre) Arapça’dan ödünç alınan “sifr” sözcüğünden bozma. Bilgisayar dünyasının yalnızca 01 üzerine kurulması, modern matemetiğin 0’dan sayısal bir evren yaratabilmesi bizi şaşırtmıyor bugün –çünkü matematiğin en büyülü yanı insan tarafından icat edilmiş olmasına rağmen, durmadan şaşkınlık verecek yeni keşifler sunabilmesi. Ve, sıfır orda en önemli sayı.

Sayı mı sadece sıfır? Sayılabilir mi?
Sıfır bir başlangıç. Bir son sıfır.
Aşkı sıfırla çarpan ben. Aşklarımızı sıfırdan çıkaran ben, sıfıra bölen eski aşklarım. Ya da tersi.

Sıfırdan başlayanlar tanıdım. Sıfır kadar değerleri yoktu: Bir gecede sıfıra, hakettikleri yere indiler.

Eksiler, artılar sonsuzluğunda dimdik kalabilen, anlamı bilinemez anlam.
Tanrı 1 diyorlar: Asıl kudretini gösterdiği sayı sıfır. Başka sayının varlığından söz etmek abes sanki. İki sayıyla, 01, dünyaya egemen bilgisayarlar: Bilgisayarlara tapan, bilgisayarlardan korkan yeryüzünde beş kuşak. Çift olduklarını, çiftleştiklerini sananlarsa gerçekten sanal alemdeler: Dijital evrenin temeli binary (çift, ikili) sisteminde çift (2) değil, 10, bir ve sıfır. Yani, bir’leşme de değil. Olsun, ne olduğunu bilmesek de âlâ ve münasip bir şey yine de. Doğrusu: Yokluğun halkasında erime, 0.

Sıfır bir ayna. Arkadan bakınca hiçbir şey. Önüne geçtiğimizde gördüğümüz hayat.

Su sıfır derecede su değil artık. Yazı sıfır derecesinde her şey.

Bir gün dünyayı da sıfırla çarpacağız.

“Elde var sıfır: En azından bir şey var elimizde ama; hiç yoktan iyi” dediğim zaman sıfır numara salağım. Gerçi ben kendi gözümde bir sıfırım.

Sıfır benim.
Ben sıfırım.

Pennsylvania, MMVI

Robert Kaplan'ın Nothing That Is: A Natural History of Zero, sıfır konusundaki en eğlenceli kitaplardan biri. Yayınevlerine duyurulur.


<<geri dön

Ana Sayfa