Gittigiden

Mehmet Mümtaz Tuzcu


Çakmışın dinmez aklı
sen kıpramaz göktaşı
sen hızıyla çakılı
hisse sardım uyağa
şi’rim sana düzülü

I.
Kokar icabında yalı!
Pistir gülü
Tatlı diken – Uçar halı
Tüyer Mecnun!..

Darına, en darları karına
Gökevinden alçalıp, yadsıyıp özdeşini
Cıva yutmuş eşini Zodyaksız sarıp belden
Hem yekesiz, yapıldak, sapkınsiper çapraza
Irağa Temeller’den

İşin olmaz Flüt’le, sen kalp çaldır ey Siren!
Ömrün serende fora! yelsiz, gürlemez bora
Kırık kürek: Kırk Yelken!

İşte Sen... bulutlar içre kaçan
Sırsız mıydı hep aynan? cam mı yüzünü biçen
Uçsuz düşenginlerde kaşalot kıstırırken
Kaşarlanmış hamsiden tattın simli zokayı
Cüsseyi eksek sekiz – çeyrek yatıp çadıra
Sucullara kireçsiz – nemcillere habire
Sertlikölçen periyle mandapost kırk üç papel
Gelgitlerin cezriyle şahlanıp birdirbir’e
Dev kaymalıkta kaynın oymaya toy bakarken
Dadılı kerhaneden kopilli berhaneye
Bir Serkeş, bir Serseri, bir Semigûn Serüven

Dinmez maslahatların şatafat sanıldığı
Aşk yoksulu köşklerin sen eyersiz mahmuzu
Ayvazlı konaklardan hevesle yarma seçen
Kazıklın mı Köroğlu?

Kör Kızı Kıpramazın!
Takmaz bacak, kan hızı... sen hâlâ oralara...
Şapırşölen hanlara, susmaz telefonlara
Elde kanatlı değnek, cıvıl cıvıl çift çarık

Tanyerin gene leylî, çaktığın hava çürük!..

II.
Yom yoncası, paslı nal, iksir sanrısı, patik
Kirke: nisyan ağusu, ılık hırka: bilgelik
Yedi kısrak çatlatıp şahine bindi tazın
Sen poyrazın neferi
Sefih – Sefil – Seferî
satırsızlığın destan, saflığında kırk katır
çocuk caymazlığında aymazbeyaz bir tetir
baş belâsı belâgat, şer şakımış o şiir
cilve, üslûp ve tavır
haşerat – muaşeret
hâlâ dinmedin kâfir!

III.
Uğrudan bozma sefir!
uçurduğun metafor
beş kutup kırk ekvator
dönüşsüz dönencende kuşsuz pırpırlanıyor
Od kuşanmış hovarda! Tetis’in kulpu nerde?
Bıngıldağından tutsa çırpınır mıydın yerde?

Ah sırnaşık, sernahoş, şakırsak, sanal yağmur
Çapraz çakıldın hazdan – kesen aç, kalbin obur!

“Sen, koca adımlarla kımıldamayan Aşil”*
Topuğundaki temren Tapınak’tan sadaklı

Bir pısırık çobanın gerdiği yayı aldı
emrine Okçutanrı... (hani çılgınca kibirli,
kıskanç, parlak Likya’lı...)

Ve dinmez savaşçının
Ve yorulmaz âşığın aşığını dağıttı

IV.
Kim eğitti eğnini? azmaklı mıydı ovan?
Sen saçılmaz, sarp çavlan! soysuzdan inme soylu
Zambağa lâle çalıp lâl ettiğin saraylı
Soymuktaki ham kusmuk... Ata sübyesi yozman!..

Genç Mavi’yi yen boğdu, feste kırıldı İsyan
Kanındaki hamızdan kımız sildi ağını
Kısrağını dost sandın, dost sandın hep yağını
Yalan dedik, doğruydu. Doğru çıkmaz ki yalan!

Ham bardacık, sökük yemiş! dibi dışına dikili cüzdan
Cilâ diye cinseyn için vazgeçtiğin onca cinan
uçsuz, tirşe bir zaman
uzar gider sözünün şeytan ahmaklığında
Ve zehirsiz bir yılan çöreklenir pulsuzda
şu görkemli kıtlıkta ıskaladığın mizan!..

İntihar da bir izan!..
Sızlar, kızarır izi

V.
Köpek dişi, dişi azı! yürek dudak kasık yazı
Sakal kırı, kırgın kösnü
sütsüz çeker canı sütten – O işte! kim olsun ki
kör suya düşler düşüren
Esnekliği sıngın olmuş – O unufak derinleşen
Şamar! – Şamar! – hâlâ işmar!.. Tez mimlenen onca mimik...
Kapik tutmaz patlak kesen

Nankör kızın kime encik? – Fırka fişli, yar gücenik
İplemezsin soy kısrağı – Evrenin Evsiz Esriği

Künye dibin ejder nabzı – Düzgün vursa kanın kasar
Kalleş leşin görse razı – Kadı kantarında kusur

Kırk hünerli çentik çene – Yüz yasağa yülük çukur
Ülgen dümen, yılık uskur – Azmış ergen altın bozar
Çora çözülmüş o uçkur!..

Kambur ki kundak kertiği – Hamursuz, hamutsuz buğur
Yören kutsuz, zulan kubur – Yaşın müren oldu erken
Kayık tiren siren ötsün – Yalan Yaz’a mayna yelken!

VI.
Ermez aziz O’nun aksi! – Ağır kalıt: Erotaksi!
“Devam!” diyor Beterbaksı...
Kaza kanlı, kızak kara – şakan şap oldu bu kere
yerleştiği yere yere – yora yora kazıklıyı
Kaçağın sürünür yarda

Sırça kazık baş eğer de
çaktırır mı kendisini?


<<geri dön

Ana Sayfa