Sait Faik Hikâye Ödülü’nü bu yıl Refik Algan aldı. Birkaç açıdan sevindim: Refik Algan, ta Yazı dergisinden, yani benim lisede okuduğum yıllardan beri bildiğim ve severek okuduğum bir yazar. Uzun yıllardan sonra tekrar gözüktü. Bir kitapla da (ilk kitabı!) çıkageldi: Saat Kulesi. Diğer yandan da, rahmetli Haşim Çatış’ın gençlik arkadaşı. (Benim gibi...) “Şiiratı Haşim Çatış Yaprakları” için ondan yazı istediğimde uzun telefon konuşmaları yaptık. (Hoş, yıllar yıllar önce, Refik’le beni, Lâle Müldür telefonda tanıştırmıştı zaten. Yani telefon arkadaşlığımız, görüşmüşlüğümüzden daha uzundur.)
İşte, Refik Algan, Sait Faik Hikâye Ödülü’nü, Saat Kulesi’yle, Sait Faik’in 100. doğum yılında aldı.
Refik’in ödül törenine gidemedim. Yine telefon ettim. (O Pendik’te oturuyor, ben Emirgân’da.) Kutladım ve “Pazar günü Ada’da görüşürüz,” dedim. “Anlamadım,” dedi. Ben de anlamadım ve pazar günü Burgazada’da Sait Faik’in 100. doğum yılının kutlanacağını söyledim ve ekledim: “Seni çağırmadılar mı?” Hayır, çağırmamışlar ve ödülün seçici kurulundan birkaç kişiyi arayıp onlara da sordu sonra Refik: Onları da çağırmamışlar.
Hayal mi görüyorum, dedim kendi kendime ve Doğan Hızlan’ın Refik’le telefonlaştığımız günkü yazısına tekrar baktım. Bir kutlama vardı, programı da belliydi. Güzel. Ama Refik’in ve seçici kurul üyelerinin niye çağrılmadığını bir türlü anlayamadım.
Sait Faik’in 100. doğum yılı bence çok önemli bir yıldönümü. Gönül isterdi ki, böyle önemli bir yıldönümünde, daha önce ödül kazananların hepsi (yaşayanlar tabii ki), Sait Faik üzerine tezler, çalışmalar hazırlamış olanlar, çağrılsın ve orası bir yazı, kültür şenliğine dönüşsün.
(Ha, bu olay bana birkaç yıl önce olmuş başka bir şeyi de hatırlattı: Mehmet Günsür’ün ödül plaketinde, Mehmet’in adı “Mehmet Günsur” olarak yazılmıştı. Mehmet’in hayatı boyunca en çok sinirlendiği şeydi, soyadının yanlış yazılması. Ayrıca bilgisayar çıktısı değil, daktilo kâğıdı değil, plaket! Mehmet’in ödülü ne oldu bilmiyorum ama Mehmet şimdi derin bir uykuda.)
Refik, o gün Ada’ya gitti. (Gitmiş.)
Sonra telefonlaştık.
Orada neler oldu, eh, artık onları da bir hikâyesinde/metninde anlatır herhalde.
[Sait Faik’in doğumunun 100. yılı anma programlarını hazırlayanlar: Ada Dostları Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası,
Darüşşafaka Cemiyeti, Adalar Belediyesi.]
|