Şiirli, kedili bir dergi oldu.
Kedi öyküdür. Handan İnci’nin yerinde saptamasıyla “kedi öyküye aittir”.
Belki daha ileri gidip, “öykü kedidir” de diyebiliriz. Önce sırnaşır, kucağınıza kurulup kendini okşatır, sonra sıçrayıp gidiverir köşesine. Pençelerini ne zaman çıkaracağı da bilinmez.
Yazarlar da yazarken kedileşir. Huysuz, oyuncu kedilere dönerler. Kimi yazarlar, kedilerinin huyunu suyunu almışlardır, zamanla olur bu.
Kedi çocuktur da. İlgiyi esirgetmezler asla. Kedi ile çocuk yazdırmaz. Bazen, şaşırtıcı bir biçimde, okumanıza izin çıkar. Tanıdıkları, belirledikleri bir süre vardır yine de.
Yazı, kedi ve çocuk... pekâlâ bir cenk meydanıdır. İlginçtir, aynı dili konuşmalarından çıkar çatışma. Belirleyici olmak isterler. İstemekle kalmaz, “cebren ve hile ile” yaparlar yapacaklarını. Çıtkırıldım olmalarına aldanmamalı. Avuçlarının içindesinizdir hep.
* * *
Gelecek sayıda Tren dosyası olacağını duyurmuştuk. Son toplantıda değiştirdik, Beckett dosyası hazırlıklarına giriştik. Çeviri metinlerden oluşacak büyük ölçüde.
Bu yıl şiire geniş yer verdiğimiz fark edilmiş olmalı. Bu sayıda 15 şairden şiir, 4 şairle söyleşi, 2 şiir kitabı ve 2 şairle ilgili yazı var. Şiir, dergilerde okunuyor daha çok. Sonra, sanki sessizce kitaplara çekilip kalıyor. Dergilerden taşan şiirlerin kitaplaşmasında, dağıtımında ve okur bulmasında masallara konu olacak engeller var.
Demek, okuyup geçmek yerine, iz sürmeli okur.
|