| Gülten Akın’ın Mendilleri
|
| |
|
28 ülkeden 80 şairin katıldığı dünyanın en büyük şiir festivallerinden biri olan Berlin Şiir Festivali’ne bu yıl Türkiye’den Gülten Akın davet edildi. “Politikadan Önce Şiir” belgisini taşıyan şiir akşamında, Akın’ı, Akın’ın şiirlerini Almancaya çeviren Monika Carbe ile birlikte tanıtmaya çalıştık.
Ama yarım asırdır Türk şiirinde isim yapmış bir şairi, bir saat içinde yabancı bir okuyucuya tanıtmak kolay değil. Akın’ı hakkıyla tanıtmak için Türk şiir geleneğini, tarihini, Türkiye’nin çelişkili yüzlerini anlatmak gerek önce. Bazı şiirleri yıllar önce Yüksel Pazarkaya tarafından Almancaya çevrilip bir Türk şiiri antolojisinde yayımlanmış olsa da Almanya için yabancı bir isim Gülten Akın; kadın, Türk ve şair olması bağlamında da hayli ilginç.
Benim içinse Akın’la ilk kez tanışıyor, aynı masada bulunuyor olmak heyecanlı. Beyaza yakın gri saçları, gün geçirmiş çizgili yüzü, hep yanı başındaki çantasıyla, yaşlı bir kadın... Tam kırkların ve ellilerin âdâbıyla yetişmiş duygusunu uyandırıyor bende. Bir bakmışsınız kol bileğindeki gömleğinin altından beyaz bir mendil çıkarmış, usul usul, (biraz da nezleden) arada bir nemlenen gözlerini kuruluyor, burnunu siliyor sessizce, bir bakmışsınız eteğinin kemerinden başka bir mendil çıkarıvermiş. Ama mendilleri, ne kemerinin ne de gömleğinin ucunda fark etmeniz mümkün. Bu mendil ilişkisi, 73 yaşındaki Akın’ın neslinin kadınlarına mahsus, onun bambaşka bir devrin terbiyesini almış olduğu duygusunu daha da güçlendiriyor.
Ancak iş şiirine ve şiirin entelektüel kaynağına geldiğinde, Gülten Akın’ın yaşlılığı bitiyor, profesyonel, dinç ve dirençli bir kadın oluveriyor. Şiirlerini okurken, hafif çatallı sesiyle gençleşiyor birden. Kadın hakları alanındaki çalışmalarının, siyasi kimliğinin ön plana çıkarılmasına karşı çıkmasa da, şiirinin siyasi, angaje şiir olarak anlaşılma olasılığının önünü kapatıyor: Behçet Necatigil’in “çok çiğ çağ” sözlerini hatırlatarak, bu dünyanın gidişatına bir şairin duyarsız kalamayacağını vurguluyor, ama kendi tavrını da koyuyor: Aslolan şiirdir, estetik her şeyin önündedir. Ve sonra, dünya siyasetini eleştiriyor, insan acılarını büyüttüğü için karşı çıkıyor sürmekte olan savaşlara... “Savaşı Beklerken” şiirinin, “Nergisten ben sorumluydum, ışkından ve çocuklardan / Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur” mısralarıyla noktalıyor sözlerini. Türk şiir severlerin ellerindeki şiir kitaplarını ya da kitap bulamadıkları için A4 kâğıdında yer alan şiirlerinin altını imzaladıktan ve kalabalık dağılıp ortalık sessizleştikten sonra, Gülten Akın, gömleğinin altındaki mendilini çıkaran o ak pak yaşlı kadın oluveriyor yeniden.
|