Ders Zili
“Başlanmış bir şiir bazan aylarca bekler cebimde. Sol cebim böyle müsveddelerle doludur. Bunlar işlendikçe kılıktan kılığa girer ve sonunda ‘sözde’ kesinleşirler. Bence her şiir, yazılmasından, basılmasından, eriyip gitmesine kadar, dört beş dönemden geçer: Muhabbet, şehvet, şefkat ve nefret dönemleri. Her taslağa muhabbetle bağlanırım, sonra şehvetle, tutkuyla duyarım o şiiri. Sonra şefkat dönemi başlar: Kusurlarını görmüşümdür, neden sonra cılızlığını görmüşümdür, ama kendimden bir parçadır, beni bana gösteren bir aynadır. Tozlu bir ayna, parlatılması artık imkânsız ve sırları dökülmüş, eski bir ayna. Acırım ona, şefkat duyarım. Fakat bencildir, acımasızdır şair. Bu yüzden bu şefkat, giderek nefrete dönüşür. Yazılmasaydı keşki. Bir yüz karasıdır, neden sonra, şimdi. Harika gibi görünmüştür, adileşmiştir. Güdüktür, biçaredir. Her şey yarım yârim! Ve nefretimde haklıyımdır da. Gözlerimdeki perde düşmüş, açıkça görmüşümdür yetersizliğini o şiirin.” (1974)
Necatigil, kaleme tutunmak isteyenlere ders verir gibidir... Yazı hevesle yürümez, bir ömür tutku, sadakat ister. Hele hesaplı bağlara, savrulmalara hiç gelemez.
Teneffüs Zili
“Türkiye’de 1980’den bu yana çok şey değişti ve 1990'dan sonra artık neredeyse hiçbir şey eskisi gibi değil. Sanatın ve edebiyatın yaşam kalitesini bir standardın altına düşürmemek için magazine ödün vermek kaçınılmaz görülmekte.
Örnekse; Yapı Kredi Yayınları’nın Kitap-lık dergisi yönetim değişikliklerinden etkilenerek epey bir sarsıntı geçirdi. Gazetelerin kitap ekleri, elden geldiğince edebiyat gündeminin nabzını tutmaya çalışıyorlar. Ama yerleri dar ve işlevleri gereği aktüaliteyi yakından izlemek durumundalar; kalıcı ve kapsamlı yazılara yer ayıramıyorlar.” (Füsun Akatlı, Milliyet Kitap)
Kitap-lık’ın bu biçimde “örnek” verilmesi ve gazetelerin kitap ekleriyle aynı kefeye konması bir yana, YKY’deki yönetim değişikliklerinin Kitap-lık’ta nasıl bir “sarsıntı”ya yol açtığını anlayamadık. “Dergi gönüllüleri”ni “edebiyata bir oksijen çadırı kurma”ya davet eden Füsun Akatlı, bize CO2’li gelen bu cümleyi niçin kurdu? Niyetini tartabilmek isterdik.
|