Omzuma kon yusufçuk
öt, şakı, cıvılda,
uçarken gördümdü seni
usul ve yeğnik bir ağıda
Göç mevsimi değil
ki herkes yollara dökülsün,
üşüşsün cümle kuşlar
üstüne o kırmızı gülün
Gurbet kimin sılasıdır
sıla kimin vatanı,
yarasına basar Sinop
kalesinde mahpus yatanı
Şehirler gördün gümrah
kadınlar tanıdın âlüfte,
yollar mı sana kırıldı
da, düştün gurbete
Kıymet biçmek ne mümkün
tehcire, zifir hasrete,
aynalar mı sana kırıldı
da, meylettin firkate
Göç mevsimi değil
ki herkes yollara dökülsün,
kalbimin dikişleri tekrar
tekrar sökülsün
Gizli, ‘kynik’ bir gülüş
kâfi aklımı çelmeye,
solmasın için o gülün kırmızısı
korkarım ellemeye
Hayati Baki şimdi orada
benden daha mahzun,
git sor yusufçuk
sor nesi var Sinop’un
|