Ercüment Behzat Lâv’ın, birçok sanatçı gibi ilginç bir kişiliği vardı. Tabii, burada kişiliğinden söz etmeye gerek yok. Bulunup okunması dileğiyle…
Ömrünün son haftasında, Fürüzan-İbrahim Yolyapan’ların evinde bir gece (28 Nisan 1984) kaldıktan sonra, kendilerine teşekkürlerini bildiren bir notla ilgili bu yazı.
Kışı uzak dağların doruklarında bırakalı insan ömrüne bakınca, kısa, çok kısa bir süre olmuştu. Aslında, seksen bir yaşın yorgunluğunun anlattığı sonbaharın yaprak dökümünün çoktan bittiğiydi.
Bugün gökyüzü ömrümde gördüğüm en masum ve en güzel mavisini taşıyordu. Sokaktaki bu birkaç ağacın ona delice uyum göstermesinden belli. Oysa ben bu temiz pijamaların içinde akşam, dünyanın en mükemmel insanı Fürüzan’ın yaydığı temiz yatak örtülerin içinden çıkarken; yorgun ve bu duru gökyüzüne aykırı bir haleti ruhiye ile pencereden dışarıya bakıyorum. Ev halkı uyuyor, bu yaşlılığımın estirdiği fırtınanın vurduğu kalbimin pencere kanatlarının sesiyle uyandırmamalıyım. Belki de yaşlılığımın değil, bana eşlik eden şeytanın çıkardığı gürültüdür.
Gökyüzüne uygun giyinmeliyim, sessiz ve dingin bir fısıltı içinde yaşanan bir aşk gibi. Evet, hayata, hayatın içinden böyle geçmeli; bir gürültü kalacaksa ardında kalmalı insanın.
Ceketimi de giydim mi tamamdır. Ha bir de not yazmalı, dün gece burada gözüme bir kâğıt kalem ilişmişti. Konsolun boş kalmış bir köşesi… burası:
Fürüzan ve İbrahim
Ben Ok Maydanı’na gidiyorum. Yatak varsa kalacağım
Sağlıklar
Mutluluklar
Bakalım âyine-i devrân ne gösterecek?
Şeytana uymadım, bir şeyler çalmadım
Şimdi bembeyaz bir odadayım. İnsan şaşırıyor, bu kadar beyazlığın içinde böyle karamsar olmak, böyle karanlığın içinde yaşamak… Her şey, her yer suskun bir gecenin içinde varoluyor sanki; bu karanlık geceyi yok saysam her şey yok olacak. Tuhaf…
Fürüzan-İbrahim Yolyapan, bu tarihler (30 Nisan - 5 Mayıs) içinde Ercüment Behzat Lav’ı Okmeydanı Hastanesi’nde iki defa ziyaret ediyorlar. Dokuzuncu gününde gözlerini hayata yumuyor: 6 Mayıs 1984.
|