kapı / Perde

Selahattin Yolgiden


kapı

yeni kapılardan geçtik
her biri başka yüzlere açılan
–ah abicim ölüm gerçek gerisi yalan–
söyleyin kendimize nasıl bir hayat seçtik?

fatih’te bir çatı katında bir adam
hâlâ inadına taş plaklar dinleyen
bakıp arada kırık pencereden
gördüklerinden hiçbir şey anlamayan.

nasıl böyle değişebilir
aynı şehirde yaşamak bu kadar yılda?
–ah abicim insanlar yalancı,
kendi yalanlarını izliyorlar televizyonda.

koca istanbul’u aradım didik didik
kalmamış gramofon tamircisi
biz bu zamandan anlamayız be abi
hayatı daha başka bilirdik–

yeni kapılardan geçtik ya geçmesine
şimdi neresinden baksan koskoca hiçlik
iki bin’in ekimi hâlâ ağlatır bizi
bulduğumuz bütün defterlere not etmiştik:

–iki bin’in ekiminde nusret abiyi kaybettik!–

 

perde

perdelerin çekildiği saatlerinde
günün, gözleri gündüze doymamış
bir çocuk annesinin ismini sayıklıyor rüyasında.

akşamın sulara indiği saatlerdir
bir tülle sarkar gibi gökyüzünden
ağırca çekilir ağlar sulardan
yalnızlık, gülümser kirli odalardan.

yağmurların beklendiği mevsimdir
özlenmiştir kuytulara sığınıp
yağmurun inişini izlemek caddelere
yada koşuşturmak evlere şemsiyelerle.

sonbahar yapraklarını dökerken kente üzgün
terminaldeki son otobüste,
elinde meşin bir bavul, kapalı gözlerin
nereye yolculuğun, kimden kaçıyorsun?

kimin fotoğrafı bu bıraktığın odada
ne desen ağlayacak, gözleri öyle buğulu.

ayrılık değil daha, dur ve son
bir kez bak o fotoğrafa,
belki anlarız neden böyle durduğunu


<<geri dön

Ana Sayfa