| Edward Hopper: Ya Tenha, Ya Yalnız
|
| |
|
Karanlık bir sinema. Boş koltuklar, önlere doğru yer yer seyirciler görülüyor. Beyazperdeden geriye doğru kırmızı ışıklar var. Perdeye yüzümüzü dönünce sağdaki duvar, kapı ve süslü sütun, nispeten aydınlık. Resmin sağ yanında ise, şık koyu renk üniformalı, şıkıdım pabuçlu, sarı saçları yapılmış bir yer gösterici var. Genç bir hanım. Dışarı açılan kırmızı perdeli (perdeler de yarı yarıya açık) kapının yanında, içerde duruyor. Tam tepesinde üç kırmızı abajurlu bir lamba var. Hayli düşünceli bir genç hanım. Ve ne kadar, ne kadar yalnız.
Bir Edward Hopper tablosu elbette: New York Movie (New York Sineması-1939). Hopper, yalnızlığı her yerde bulurdu. 1930’lu yılların sarayı andıran sinema salonlarında bile. İnsanların, Büyük İktisadî Bunalım’ın onları ezip geçen cenderesinden kurtulmak için canlarını attıkları, beyazperde fantezilerine sığındıkları o salonlarda bile. Herkes kendi düşüncesine dalıp gitmiş. Genç hanım, beyazperdenin farkında bile değil, seyircilerin de. Hoş, belki seyirciler de beyazperdenin farkında değildir. Onlar da kendi düşüncelerine kapılıp gitmiştir. Resmin üstünde bir durgunluk, belirsiz bir boşluk asılıdır sanki.
...
|
<<geri dön
|
|