Sanat Fuarları Üzerine Bir Tartışma

 


Katılanlar: Ali Akay, Levent Çalıkoğlu, Haşim Nur Gürel, Arhan Kayar

Levent Çalıkoğlu: Ali Akay’la bu tartışma dizisi için konuları belirlerken, kendi içerisinde güncel olan –bu konuşmanın da hakikaten çok güncel olacağını tahmin ediyorum– birtakım ara durumları işaret etme amacıyla da hareket ediyoruz. Bu konuşmanın da üzerinde durmak istediği nokta, hâlâ çözülememiş bir durum olarak sanat fuarları. Bu Türkiye için, İstanbul için oldukça önemli. Çünkü fuarcılık alanında belli ki Türkiye –aslında tarihsel olarak Cumhuriyetin erken dönemine kadar giden bir geçmişi olsa da– son zamanlarda uluslararası arenada bir şekilde yer almaya başlayan bir ülke. Fuarın kendi mantığı bir kere enternasyonal olmaktır: yani yerelden kurtulup bir dünya fikri içerisinde, küresellikle birlikte başka bir ilişki ağı kurmaktır. Dolayısıyla sanat fuarlarımızın başından itibaren bir uluslararasılık hedefi, vizyonu, niyeti var, ama hâlâ bu konuda çok fazla yol alındığını söylemek mümkün değil. Bir ölçüde İstanbul’un son beş on yıllık serüveni içerisinde konsantre olunan kent kültürü diyebileceğimiz, İstanbul’un kendi gerçekliğine ilişkin veya İstanbul’un uluslararası sahnede pazarlanmasına, tanıtımına –artık hangi kelimelerle tarif edersek edelim– ilişkin bir işaret noktası oluştu İstanbul’la ilgili. Dolayısıyla sanat ve kültür anlamında da bu fuarların çok daha ileride, çok daha yenilikçi, çok daha açık bir sahne kuruyor olması gerekirdi şu ana kadar. Bu konuda tabii ki birtakım girişimler oluyor şüphesiz, bunu kimse yadırgayamaz, ama nihayetinde bir eksiklik hissedildiği de ortada. Bizzat bu işi yapan insanlar bu konuda ne düşünüyorlar? Bu birinci nokta. İkinci nokta da şu olabilir: Şu an için İstanbul’da arka arkaya üç tane sanat fuarı yapılacak, bir tanesi yapıldı bitti. Şimdi hemen bir tanesi açılacak, sonra hemen bir tanesi daha gerçekleşecek. Ama ilginç olan nokta, bu üç yapılaşmanın birbiri içerisinden türemesi ve aynı zamanda bu üç yapılaşmanın kendi içerisinde hukuksal boyutta süren bir ilişkiye sahip olması. Bu bize bugünkü konuşmamıza davet ettiğimiz, biri başta gelmeyi kabul eden ama son anda fikir değiştiren, ikincisi de son ana kadar bizimle irtibat halinde olan ama şu an için gelmemiş olan diğer iki kurumun temsilcilerinin bu hukuksal çerçevedeki bakışlarını da belki gösteriyor. Çünkü TÜYAP’tan Ümit İyem başta kabul etmişti, ama daha sonra kendi içlerinde yapmış oldukları bir toplantıda, “Aramızda hukuksal bir süreç var, dolayısıyla bizim aynı masada oturmamızda bir sorun olabilir ve bunu biz kendimiz nasıl tarif ederiz, bunu bile bilmiyoruz, o yüzden kusura bakmayın katılamayacağız” diye açıkladı. İKON’dan Ali Güreli de keza. İlk konuşmamızdan sonra kendisine ulaşamıyoruz, sekreterine notlar bırakıyoruz, ama şu ana kadar kendisinden haber alamadık. Dolayısıyla aslında bu sahnede bir sorun olduğunu hissediyoruz. Bu nasıl çözülür, İstanbul için bunun çözüm şekli nedir? Belki de hiç öyle bir şeyi bulmak gerekmeyecek. Sonuçta burası, bu kurumlar, tamamen özel birer şirket mantığıyla çalışan kurumlar. Dolayısıyla şimdi bu sahnede bir de üçüncü şey çıkıyor: O da bir temsil sorunu. Yani İstanbul’daki veya Türkiye çapındaki sanat galerilerinin fuarlardaki temsiliyetleri. Çünkü netice itibariyle, bu bir sanatçı fuarı değil, galerici fuarı, yani galerilerin katıldığı bir etkinlik; dolayısıyla Türkiye’deki galerilerin durumu, onların sanata bakışları, vizyonları, yeni kurumlarla galeriler arasındaki diyaloğu da belirliyor. Çünkü öyle ya da böyle kabul edelim ki aslında taleplerin hepsi galerilerden çıkması gereken talepler. Yani galeriler; vizyonu, ne arzu ettiklerini, geleceğe dönük planlarını, işbirliği içerisinde olduğu kurumlarla ya da onları tetiklemek, onları harekete geçirmekle bu iş şu anki rotaya kadar, -bir yere kadar doğru ya da yanlış, bilmiyoruz; işte onu da belki konuşmalarda göreceğiz- bir yere kadar taşıdı. Dolayısıyla bu üç sahne bizi bir yerlere sevkediyor, ama öncelikle diğer konuşmacılar da gelseydi amacımız aslında kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz’u konuşmaktı. Ben çok birebir olarak sizi tarif etmeyeyim, gerekli yerde siz de tabii ki bunu açıklayın lütfen. Fuar işine girmenizdeki niyet ne? Nasıl bir işbirliği düşünüyorsunuz? Diğer fuarlardan farkınız yapısal olarak, iletişim şekli olarak nedir? İsterseniz sizinle (Arhan Kayar) başlayalım.

<<geri dön

 

Ana Sayfa