Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Opera Librettoları Yayıncılığı Tarihine Girizgâh

Raşit Çavaş


“Her hikâyeyi bir kitab edüb
basmışlar. Cem’an otuz kitap
olmuş. Her birinin adı var”
Yirmisekiz Mehmed Çelebi, 1720

Yirmisekiz Mehmet Çelebi 1719/1720 yıllarındaki elçilik göreviyle gittiği Fransa seyahati sırasında, “Bir padişah var imiş, bir gayri padişahın kızına âşık olmuş. Ve talebkâr olmuş. Amma kız dahi bir gayri padişahın oğluna âşık imiş”1 konulu ve opera dram sanatının amacını “hikâyeyi mücessem göstermek” olarak algıladığı bir opera seyrediyor. Mustafa Hattî Efendi 1848 yılında Viyana’da “dört beş tabakalu lû’bethâne”2 dediği opera binasında3 bir opera seyrediyor. Dokuz yıl sonra Ahmet Resmî Efendi gerek Viyana’da (1757) gerek Berlin’de (1777) operalar seyrediyor. 1800’lerin başında III. Selim’in elçisi Râsih, Petersburg’da “sâzendegân otuz kadar nefer olup her biri bir gûne sâz ile ızhâr-ı makaamât-ı efrencî”4 ederek diye anlattığı bir opera seyreder. Batı’da seyredilen bu operalardan sonra bir gün, III. Selim de sarayda bir opera seyredecektir. Ecnebi bir grubun sergilediği operayı oyunun metnini dil farklılığı yüzünden ve müzik de yabancı olduğu için padişahın sır kâtibi anlamayacak ve “dimağı zükâm eyleyen”5 operadan elbette hoşlanmayacaktır.

 

<<geri dön

 

Ana Sayfa