Opera Üzerine Bir Tartışma

 


Katılanlar: Mehmet Ergüven (Moderatör), Yekta Kara, Gürçil Çeliktaş, Serdar Yalçın

Mehmet Ergüven: Değerli arkadaşlar, hoş geldiniz. Bugün opera üzerine konuşmaya çalışacağız. Dilerseniz operanın müzelik olduğu konusundaki yaygın kanıdan başlayalım söze. İşin en ilginç yönü aydınların da bu görüşü paylaşıyor olmaları. Besbelli: Operanın var olma gerekçesine ilişkin hiçbir bilgisi yok bu kişilerin. Öyle ya, estetik tarihinin en çetrefil sayfaları arasında yer alan söz ile müzik ilişkisi hakkında biraz kafa yormuş olsalardı, opera konusunda daha dikkatli konuşup, gülünç duruma düşmezlerdi. Gerçi yaşamı boyunca bir operayı iki kez dinleme zahmetine katlanmayıp, diskoteğinde bir opera bile bulunmayan kişiyi ne ölçüde aydın sayabileceğimiz ayrı bir tartışma ama, biz iğneyi kendimize batırıp şu soruyu soralım. Bizler bu konuda üzerimize düşen görevin üstesinden gelebildik mi?

Yekta Kara: Operanın güncelliğini hâlâ koruyup korumadığı, müzelik bir sanat dalına dönüşüp dönüşmediği, Batı’da da tartışılan bir konu, sadece Türkiye ile sınırlı değil. Bu bağlamda şunu da konuşmamız gerekiyor: Opera gelişim dönemini sürdürüyor mu? Yoksa artık miadını doldurdu, devrini tamamladı da, bundan sonra başka açılımlara mı gereksinim var? Unutmayalım ki, Türkiye’de operanın geçmişi çok sınırlı. Batı dünyası 400 yıldır opera sanatıyla haşır neşir. Biz daha bir asırı bile bulmamışız. Şuna yürekten inanıyorum, her vesile ile de dile getiriyorum: Türk operası gerçek anlamda bir mucize gerçekleştirmiştir. Bizim geleneksel sanatımız değil opera; ona rağmen sıfır noktasından başlayıp inanılmayacak kadar kısa süre içerisinde kurumsallaşmış. Şu an ülkemizde 5 ayrı ilde, 5 opera balemiz var. Dünyada bu gelişimi göstermiş tek ülke biziz. Şimdi bunu başardık diye, hiç öz eleştiri yapmadan, hayatımızı sadece mutlulukla ve kıvançla sürdüremeyiz. Tabiî ki opera Türkiye’de yeterince yaygınlaşmamıştır. Bunu sanıyorum hepimiz kabul ediyoruz. Nedenlerini iğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batırarak, bir parça kendimizde de aramamız gerekiyor. Opera belli bir entelektüel birikim gerektirdiği için ilk elde aydınlardan teveccüh bekliyoruz, bu gerçekleşmeyince de yakınıyoruz. Eğer yeterince ilgi görememek gibi bir şikâyetimiz varsa, kusuru biraz da kendimizde aramamız gerekiyor. Çünkü, ben nitellikli prodüksiyonlar kotarıldığında, bize burun kıvıran aydınların özel olarak gelip izlediklerini ve düşüncelerini, beğenilerini aktardıklarını da anımsıyorum. Peki, ne yapmamız gerekiyor? Bence madalyonun iki yüzü var. Bir yüzü fevkalade kıvanç verici; Türkiye’nin bu kadar kısa sürede opera oluşumunu bu noktaya taşıması, bugün ülkemizde Batı standartlarında prodüksiyon üretiliyor olması ve hatta kimi zaman Batı’daki örneklerle yarışır nitelikte işlerin ortaya çıkmış olması hepimizin mutluluk kaynağı; ancak öte yandan henüz ulaşılamamış olan birtakım amaçlar var. Yani hedef ortaya konmuş, ama henüz ona varılamamış, opera yeterince yaygınlaşmamış. En büyük problem bence, son yıllarda popüler kültürün ziyadesiyle üstümüze gelmesi ve bizim buna karşı sesimizi soluğumuzu yükseltecek bir çabada bulunmamamız. Kendimi yanlış ifade etmek istemiyorum: popüler kültürle yarışarak operayı popülist bir söyleme dönüştürmek değil derdim, tabi ki bu değil. Ama kendi kalitelerimizi koruyarak daha geniş kitleye ulaşabilmek için ne yapmamız gerekir? Yoksa biz çok yüce bir sanatın icrasıyla meşgulüz ve kendi içimizde küçük bir dünya oluştururuz, burada da elimizden gelen çabayı göstererek hayatımızın geri kalan kısmını böylece geçiririz mi diyeceğiz? Operanın kapılarını, pencerelerini, her şeyini dış dünyaya daha çok açması gerekiyor kanımca. Günümüzde artık çok farklı mecralar oluştu; onlardan niye yararlanmıyoruz? Teknoloji bu kadar gelişmiş, globalizm diyoruz, bütün dünya adeta bir köye dönüştü diyoruz, bir tuşa basarak dünyadaki her türlü bilgiye ulaşabiliyoruz. Ama sonra bakıyorum yine biz opera alanında kendi küçük dünyamızda yaşamaya devam ediyoruz. Eğer bu tavrı sürdürürsek bizim dışımızdaki geniş halk kitlelerinden, ister sokaktaki insan, ister aydın kesim olsun, onlardan çok da fazla bir şey istemeye hakkımız olmaz.

<<geri dön

 

Ana Sayfa