[...] Yaklaşık 200 adet albüm ve 10.000’in üzerinde fotoğraf içeren ve hem sanatsal, hem de belgesel açıdan çok büyük bir önem taşıyan bu arşivin benzerinin bir daha yanyana getirilmesi imkansızdır. Erken dönem fotoğraf koleksiyonculuğunu kitap ve benzeri basılı eserler koleksiyonculuğundan daha da zor ve belki de daha da heyecanlı kılan husus, bulunan birçok eserin, bilinen ilk ve çoğu zaman ileride de bulunabilecek tek örnekler olması gerçeğidir. Ömer Koç Fotoğraf Koleksiyonu’nun değerini vurgulaması açısından dikkat çekilmesi gereken diğer bir konu da, ülkemizde başka hiçbir özel ve kurumsal yapıda ve devlet arşivlerinde Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz dönemlerinden kalan (1839-1876) ve dolayısı ile fotoğrafın bulunuşu ve “altın yılları” olarak adlandırılan zaman dilimine ait kapsamlı ve sistematik düzende tasnif edilmiş bir arşivin bulunmayışıdır. Böylesine önemli bir birikimin birarada korunuyor ve Ömer Koç’un aidiyetinde bulunuyor olması, ülkemiz sanat tarihi ve toplumsal kayıtları üzerine gelecekte de eğilecek ve araştırmalar yapacak nesiller için büyük bir şans olarak kabul edilmelidir. [...] With approximately 200 albums and more than 10,000 photographs, this archive of huge artistic and documentary importance cannot be replicated. What makes collecting early period photographs more difficult and perhaps, more exciting, than collecting books and similar printed matter, is the fact that many of the works that can be found are the only copies known, and will remain so in the future. Another aspect one must point out when emphasizing the importance of the Ömer Koç photography collection is that there is no comprehensive and systematically classified archive of works from the Sultan Abdülmecid and Sultan Abdülaziz periods (1839-1876) which correspond to the “golden” period of the invention of photography, neither in a private or public institution, nor in state archives. The preservation of such an important heritage in the possession of Ömer Koç must be recognized as a great opportunity for generations who will carry out research on the history of art and social records of our country in the future. Parisli Koleksiyoner François Pinault Fransız işadamı François Pinault, kereste ihracatı yaparken Printemps ve Gucci Group’u alarak perakende sanayine girdi. Aynı zamanda Château-Latour üzüm bağlarının ve müzayede devi Christie’s’in tek sahibidir. Günümüzde dünyanın en etkin koleksiyonerlerinden biri sayılan Pinault, Paris’te kendi müzesini de açmayı planlamaktaydı. Ama Mayıs 2005’de, yerel belediyeden kaynaklanan çeşitli gecikmeler karşısında bu projesinden vazgeçti. “François Pinault Koleksiyonundan Resim ve Heykeller” şu anda Venedik’te, Tadao Ando tasarladığı bir ek alanla yenilenen Palazzo Grassi’de sergilenmektedir. Bu sergideki sanatçılar arasında Urs Fischer, Franz West, Rudolf Stingel, David Hammons, Richard Prince, Marlene Dumas, Mike Kelley bulunuyor. [...] Ünlü ve tartışmalı: Charles Saatchi 1943 doğumlu Charles Saatchi kardeşi Maurice’la kurduğu Saatchi & Saatchi (daha sonra M & C Saatchi) reklam ajansıyla bilindiği kadar, güncel sanat koleksiyonuyla da dünya çapında tanınıyor. Otuz yıldır eser toplayan art dealer Londra’daki galerisiyle de ünlü. Saatchi Galeri’de ilk zamanlar, Donald Judd, Brice Marden, Sol LeWitt, Dan Flavin, Bruce Nauman, Richard Serra, Jeff Koons ve Robert Gober gibi Amerikalı sanatçılara yer aldı. 1989’daki sermaye piyasası krizinden sonra, Charles Saatchi eserlerinin çoğunu sattı ve özellikle Genç Britanyalı Sanatçılara (Young Bri-tish Artists - YBAs) verdiği destekle öne çıkarak, sürekli gündemde kalmayı başardı. Genç Britanyalı Sanatçılar olarak büyük üne kavuşan bu sanatçılar arasında Damien Hirst, Sarah Lucas, Chapman Kardeşler, Rachel Whiteread, Chris Ofili, Tracey Emin ve Glenn Brown bulunmaktadır. Charles Saatchi, bu sanatçılara birçok sergide, örneğin Royal Academy’nin çok ünlü sergisi “Sensation”da yer verdi. Aynı sergi 1999’da Brooklyn Müzesi’nde de yer aldı. [...]
|
|||||
|
|
|||||