Viyana Eylemcileri’nden Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya

Efe Murad


Avrupa’da ve Amerika’da vücut bulan avant-garde akımları iki alanda toplamak mümkün: 1910’lardan 1930’lara kadar süren ilk ana akım ve 1940’larda sessizce ilerleyen, 1960’larda tekrardan patlayan ikinci damar. 1910’larda resmen konuşulmaya başlanan ve kitleleri harekete geçiren avant-garde kavramını sanatta ve edebiyatta Modernizmin doğuşu olarak alabileceğimiz 1848 yılında Kötülük Çiçekleri’nin yazılmaya başlamasına kadar uzatabiliriz, ama asıl olarak bu teorinin belirginleştirdiği ve pratiğin de bu denli canlılıkla işlendiği dönemi hemen Birinci Dünya Savaşı öncesi dönem olarak nitelendirmeliyiz. Dada, Gerçeküstücülük, İmgecilik, Kübizm, Vortisizm, Fütürizm, Rus Avant-gardeları, Konstrüktivizm, Dışavurumculuk ve Objektivizm gibi akımlarla şiirden heykele, resme ve mimariye kadar birçok alanda yaygınlaşan bu akımlar, 1960’larda tekrar fışkıran akımların öncüleri, besleyicileri olmuştur. 1940’larda Isou’nun Lettrist Manifestosu ile tekrar canlanmaya başlayan Dada-Fütürizm şiir kırımları, Noigandres grubunun Somut-Şiir manifestoları, Isou’un ek manifestoları ile yeni bir teorik altyapı kazanmıştır. Buna ek olarak, 1960 Viyana Somutçuları, Amerikan Holographçıları ve Neo-Realistlerin fonetik şiir çalışmaları (François Dufrêne) ile Batı’nın tamamen tükettiği ve kanımca harcadığı avant-gardelığı sonuna kadar götürmüştür. Benim üzerinde durmak istediğim nokta, bu ikinci (ve son) filizlenmede Avusturya’da kurulan ve Neo-Realistlerin (Nam June Paik, Daniel Spoerri, Pierre Restany, François Dufrêne, sonradan katılan Yves Klein ve Arman) paralel akımı olan Viyana Eylemcileri (Wiener Aktionismus) ve onların çalışmalarıdır.

 

<<geri dön

 

Ana Sayfa