| Cihat Burak Retrospektifi Üzerine
Levent Çalıkoğlu ile Söyleşi
|
| |
|
Dünyayı yeniden şekillendiren bir mimar, etrafını ve temas kurduğu her konuyu inceleyen bir yazar ve bütün bunları kendi dünyası ile buluşturarak görselleştiren bir ressam olan Cihat Burak, 13 Aralık 2007 - 23 Mart 2008 tarihleri arasında İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde gerçekleştirilen bir retrospektif sergi ile karşımıza çıktı. Bizi kendi dünyasına usulca davet eden sanatçı Cihat Burak üzerine, serginin küratörü Levent Çalıkoğlu ile konuştuk.
Pınar Üner: Hem görsel, hem de yazınsal bir dile sahip olan Cihat Burak’ın sanatı üzerine söylenecek şüphesiz çok şey var. Bir yerden başlamak gerekirse, Cihat Burak’ın ele aldığı birçok konu ve disiplinden söz etmek mümkün sanırım. Yazıyı, çizgiyi, mimariyi, seramiği, tarih ve coğrafyayı Cihat Burak resimlerinde nasıl işler?
Levent Çalıkoğlu: Cihat Burak’ın sanatı metinler ve disiplinlerarası bir kaynaktan beslenir. Dünya sözlü bir atlas, görsel bir coğrafya kitabıdır onun için. Bakar, okur, dinler, notlar alır, biriktirdiklerinden kuşku duyar, dünyayı bir sosyal bilimci gibi neden-sonuçları üzerinden inceden inceye analiz eder. Sadece izlediklerini değil, gördüklerinin dünyaya yayılmış tüm damarlarını ve akrabalarını bulur, birbirine teyeller. Çalışmalarındaki zengin anlatım dilinin kaynağı budur. Varolan düz bilgi, diğer bilgilerin içerisinden süzülür, daha sonra kendi başına büyük bir imge oluşturur. Sanat ve ona ait olduğu düşünülen her türlü görselliği hayat ve gündelik olanla ilişkilendirir, hayal gücünün sonsuz derinliklerine daldırarak yeni ve kendine has bir bakış kazandırır. Dünya tekrar tekrar okunmaya açık bir kitaptır; yılmaz, yorulmaz, kendisini görünüş ve anlam dünyasına adar, biriktirdiği her şeyi bir nakkaş gibi yüzeylere istif eder.
Nesne ve canlılarla konuşmanın yollarını bulmuştur Cihat Burak. Tarihi, kendi zamanını ve geleceğe ilişkin yazılı bilgileri, Doğu-Batı kültürlerini vareden düşünce yapısını, insan denen tuhaf kargaşanın ürettiği kültürü, sanatın tarihinde varolduğu iddia edilen hiyerarşileri, görünüş dünyasına sızan anlamları kendince çözer, biriktirir, bilgiç bir edayla değil, hayatın böyle bir yer olduğunu gösteren bir samimiyetle usul usul işler. Acelesi olmayan, dünyanın seyir trafiğinin tersine seyahat eden bir zaman gezginidir Burak. Zamanlar arası bir akrabalık ilişkisiyle her daim birbirleriyle paylaşacakları konular bulan bir ailenin üyesidir. Siyah Kalem, Matrakçı Nasuh, Evliya Çelebi gibi sadece kendisi olduğu halde kalabalığın dış sesine bürünür, bazen kamusal bir vicdan olur, bazen de gözümüzün önünde olanı başka bir dilde söylediği için şaşırtıcı bir gerçekliğin sözcülüğünü üstlenir.
|