Genç kuşak sanatçılardan Mürüvvet Türkyılmaz'ın Türkiye'deki ilk kişisel sergisi 7 Ocak-22 Şubat 2003 tarihleri arasında Maçka Sanat Galerisi'nde yer aldı. Yerleştirme tekniğiyle gerçekleştirilen bu sergi, gerek kapsadığı farklı teknikler, gerek kuşatmaya çalıştığı konular, temalar açısından ilginç bir yapıya sahipti. “Coğrafya, yazı-desen, harita vs.” altbaşlığında sunulan sergide, galeri mekânının dışında ve içinde belli bir koreografiyle yerleştirilmiş olan çalışmalarla, bir yanda İstanbul kentinin yaşam ritmine gönderme yapılırken, öte yanda bu şehrin insanlar üzerindeki etkisi üzerinde yoğunlaşmaya çalışılıyordu. Bu açıdan bakıldığında, galeri mekânının dışına yerleştirilen neon çalışma, izleyicileri farklı yorumlamalara yönlendiriyordu. “VS.” (vesaire sözcüğünün kısaltılmışı) olarak tasarlanıp galeri dışına asılan neon çalışma ne yazık ki İngilizcedeki “US” sözcüğü gibi okunuyordu. Nişantaşı semtinin şık vitrinlerine, lüks lokanta ve butiklerine gönderme gibi duran işin “VS.” olduğunu anlamak için galericinin yardımına ihtiyaç duyuyordu izleyici. Zaten küçük bir mekân olan Maçka Sanat Galerisi'nin arka tarafındaki bölümü, uzun bir süreden beri, etnik Anadolu takılarının satıldığı bir butiğe dönüştü. Tarihsel sorumlulukları açısından bir galeriden çok günümüzde “kurum” statüsüne sahip olan Maçka Sanat Galerisi'nin böyle bir uygulamaya gitmesi kabul edilemez bir durum. Türkyılmaz'ın galerinin ilk odasında ve yöneticinin masasının olduğu bölümde yoğunlaşan sergisi bir anlamda bu butikle boğuşmak zorunda kaldığı için izleyicilere farklı bir mekân yorumu sunuyordu. Daha önce birçok sanatçı tarafından farklı sorgulamalar eşliğinde yorumlanan bu mekânı Türkyılmaz naif, çocuksu bir yorumla ele alıyordu. Sanatçı öncelikle galerinin arka mekânına açılan kapılardan birini ve galeri mekânının tamamını kâğıtla kapattıktan sonra, üzerine galeriyi kaplayan fayans karoları gibi desenler çizmişti. Biraz dikkatli bakılınca bu desenlerin normal çizgilerden değil, ince ince yazılmış sözcüklerden oluştuğu kavranıyordu. Galerinin birinci odasını, fayansların üzerine kurşun kalemle yazdığı, bir çizgi gibi uzayan cümlelerle farklı bir atmosfere sokan sanatçı, el yazısının arasına bir kolaj mantığıyla yerleştirdiği objelerle şiirsel bir düzenleme gerçekleştirmişti. Bu düzenleme bir yanıyla neredeyse çocukların can sıkıntısını gidermek için sokak duvarlarına yazdıkları desenleri andıran bir içtenliğe sahipti. Serginin gövdesini oluşturan, Türkyılmaz'ın sanatçı kimliğinin ipuçlarını veren bu içtenlik, üzerinde durulması gereken özellikti. Bu duyarlığı destekleyen diğer çalışma ise, galerinin bir köşesinde yer alan masanın üzerindeki video çalışmasıydı. Can sıkıntısını gidermek için sürekli olarak tahta masanın üzerine vurulan parmakları gösteren imgelerden oluşuyordu. Galerinin nişinin önüne yerleştirilmiş olan obje, üzerinde dünya haritasının olduğu, havası inmiş büyük bir lastik toptu. Türkyılmaz sergisinde video, yerleştirme, desen, kolaj gibi teknikleri eşzamanlı olarak kullanarak, “anlatım biçimi”ni deneysel bir yapı üzerine oturttuğunu duyumsatıyordu. Bunun yanı sıra sanatçının belli anlatım sorun/ları var. Onları görsel imgelere dönüştürürken farklı noktalardan hareket ederek birtakım kavramları tartışmaya açmaya özel bir önem gösteriyor. Coğrafya, harita, bir kente ait olmak, Türkyılmaz'ın farklı metaforlar üreterek kuşatmaya çalıştığı konulardan başlıcaları. İlk kişisel sergisi olduğu için, sanatçının bu metaforları anlatıcı mı, soyutlayıcı mı, yoksa bire bir karşıtlıkları olan (bu budur, şu şudur) göndermelerle mi yorumlayacağını tahmin etmek zor. Ama Türkyılmaz'ın detaylara düşkün, “anlatmanın” heyecanına kapılmış, bu coşkuyu alabildiğine önplana sürükleyen eğilimleri var. “VS.” sergisinin, içinde bir sürü yazım ve kavram hatasını içeren basın bülteni dışında bir katalogla belgelenmemiş olmasını bir kayıp olarak değerlendirmek gerekiyor. Çünkü sanatçının Maçka Sanat Galerisi'ndeki sergisi izleyicide sıradan bir merak uyandırmakla kalmayıp, onun belleğinde arkası arkasına uzayan soru işaretleri oluşturuyor.
|
||||