| Resim Yapmak Üzerine Gözlemler*
|
| |
Nicolas Poussin (1594-1665)
|
İyi ustaları örnek almak
Uygulamaya yönelik tavsiyeler kuramsal çalışmaya dayanıyor olsa da, kuramsal önermeler kanıtlar tarafından doğrulanmadıkça, akıl üzerinde kalıcı bir etki yaratmazlar. Çalışma alışkanlıkları, pratik deneyimlerin sonucudur; iyi örneklerin disiplinli rehberliği, daha hızlı yöntemlere ve daha az gizemli sonuçlara giden yolu göstermiyorsa, genci uzun ve kıvrımlı yollara sevkederek, onu nadiren yolculuğun hedefine doğru yönlendirir.
[Bu paragrafın kaynağı henüz tanımlanmamıştır; muhtemelen edebiyat teorisi üzerine yazılmış bir onaltıncı yüzyıl makalesinden alınmıştır.]
Resimin ve resme uygun taklidin tanımı
Resim yapmak, kısaca ifade etmek gerekirse insan edimlerinin taklit edilmesidir. Doğrusu, taklit edilmeye değer tek faaliyet de budur; diğer edimlerin temel unsurları kendi içinde taklit edilmez, sadece bir yan unsur, bir aksesuar olarak taklit edilebilirler. Bu açıdan sadece hayvanların değil, bütün doğal varlıkların edimleri de taklit edilebilir.
[Bu paragraf Tasso'nun Discorso del poemo eroico'sundan (Torquato Tasso, Prose, Milano ve Napoli, 1959, s. 497) kopyalanmıştır. Poussin sadece “şiir” kelimesinin yerine “resim yapmak” deyimini koymuştur.]
Sanat nasıl doğaya üstün gelir
Sanat ne doğadan farklıdır; ne de doğanın sınırlarını aşabilir. Dolayısıyla, bilginin ışığı, doğanın bir hediyesi gibi oraya buraya dağılmıştır ve farklı zamanlarda farklı insanlarda görülür ve sanat yoluyla bir araya gelir. Bu ışık asla bütünüyle ve büyük oranda tek bir kişide bulunmaz.
[Burada ifade edilen görüşlere Poussin'in Chatelou'ya gönderdiği 27 Haziran 1655 tarihli mektubunda da rastlanabilir. (Correspondance, ss. 434 f.); Poussin bu mektupta Quitilian'ın yapıtı Institutio oratoria 12.10'dan kelime kelime alıntı yapar.]
İmkansızlık resim ve şiirde mükemmelliyeti
nasıl sağlar
Zeuxis örneğini kullanan Aristotales, şairin [mümkün olandan] daha iyi olması şartıyla imkansız şeyler söyleme hakkı olduğunu kanıtlamak ister. [Truvalı] Helen'de olduğu gibi tek bir kadında bütün güzelliklerin toplanmış olması doğada imkansızdır; Helen çok güzeldi ve bu nedenle de olması imkansızdı. Bakınız Castelvetro.
[Burada Poussin'in kendisi kaynağı hakkında ipucu verir. Gerçekten de paragraf, Castelvetro'nun Poetica d'Aristotele adlı yapıtından alınmıştır (Basel, 1576, s. 668)]
Resim çizgilerini ve renkleri birbirine
bağlamak üzerine
Modada olduğu gibi resimde de aşırı unsurlar birbirlerine ara tonlarla bağlandığı ve bu nedenle de birbirlerine zayıf bir biçimde akmadığı, çizgi ve renklerin katı bir biçimde birbirinden ayrılmadığı durumlarda resim daha zarif olacaktır. Bu incelik, renklerin ve sınır çizgilerinin arasında uyumu getirir.
[Bu paragrafın kaynağı henüz tanımlanmamıştır.]
Harekete dair
Dinleyicilerimizin zihinlerini, edimlerini ve konuşmalarını etkileyecek iki araç vardır. Bunlardan biri o kadar değerli ve etkilidir ki, Demosthenes bütün retorik araçlar içinde ilk yeri ona vermiştir. Marcus Tullius [Çiçero] buna vücut dili der. Quintilian buna o kadar büyük bir güç ve etkinlik atfeder ki, şiirsel imgeler, kanıtlar ve anlam onsuz hiçbir işe yaramaz ve onsuz ne çizgiler ne de renkler anlam taşımaz.
[Bu paragrafın özü Quintillian'ın Institutio oratario 11.3 1-6 yapıtında başka bir biçimde bulunabilir. Poussin paragrafı antik çağ yazarını özetleyen bir onaltıncı veya onyedinci yüzyıl edebiyat eleştirmeninden almış olabilir.]
İhtişamın Belli Biçimleri, Resmin Teması, Şiirsel İmgeler, Kompozisyon ve Stile Dair
İhtişam dört unsurdan oluşur: madde yani konu, imge, kompozisyon ve stil. Her şeyin temelinde olduğu gibi, gerekli ilk unsur konudur; savaşlar, kahramanca edimler, dini temalar gibi ağırlığı olan, yüce bir konu seçilmelidir. Ressam haşmetli bir konuyu işlemek istiyorsa, ona verilebilecek en önemli öğüt, hikâyesinin onurunu korumak için bütün gücüyle aşırı detaydan kaçınması, adi ve önemsiz detaylarda kendini kaybetmek adına büyük ve önemsiz şeyleri hafife almaması olacaktır. Sanatçı, sanatını sadece konuyu yorumlarken değil, onu anlamaya çalışırken verdiği yargılarda da uygulamalıdır; öyle bir doğaya sahip bir konu seçmelidir ki, konu mükemmeliyetle ve her türlü süsle bezenmiş olmalıdır. Zihinleri zayıf ve güçsüz olanlar, daha aşağı temalara sığınabilirler. Bu nedenle, sunumlarında kullanılabilecek her türlü ustalıktan uzak oldukları için, basit ve gündelik konulardan kaçınılmalı, bu tür konular küçümsenmelidir. İmgelere gelince, imgeler tümüyle şeyler hakkında spekülasyonda bulunan zihnin ürünüdür. Homeros'un veya başının tek bir hareketiyle evreni harekete geçiren Olympia tanrısı Zeus'u yaratanın Phidias'ın imgesi olduğu gibi. Ancak imgenin tasarımı, bütün bu unsurların imgesini aynı şekilde ifade edecek şekilde yapılmalıdır. Parçaların yapısı veya kompozisyonu, ister doğal ister zorlama olsun aşikâr bir çabanın ürünü olmamalıdır. Stil ise, her bireyin fikirleri uygulama ve kullanma biçimine özgü bireysel dehasından kaynaklanan resim becerisi ve kendine özgü tarzıdır. Bu stil, bu tarz ve zevk doğadan ve zekadan gelir.
[Burada ifade edilen temel fikirler Agostino Mascardi'nin Dell'arte historica kitabında bulunabilir (Roma, 1636). Kaynağı bu ise, Poussin kitabın değişik paragraflarında dağınık bir şekilde duran fikirleri bir araya getirmiştir. Burada vurgulanan bazı fikirler Apolo Aresi'nin Arte di predicar bene (Venedik, 1611, Kitap III, cb. 28) ve diğerleri de Tasso'nun ilk yapıtı olan Discorsi dell'arte poetica (cd cit, s. 350) adlı eserinde bulunabilir.]
Güzellik Fikrine Dair
Güzellik fikri, mümkün olduğunca hazırlanmadığı sürece cisimlere inmez. Hazırlık üç unsura dayanır: düzen, usul, tür veya form. Düzen, parçaların mesafeleri ile ilgilidir; usul ise nicelikle, form ise çizgiler ve renklerle ilgildir. Ne düzen, ne de parçaların mesafeleri yeterli değildir; vücudun bütün uzantılarının doğal yerlerinde olması da yeterli değildir. Bunun yanısıra bilime göre her uzantının vücudun boyutuyla orantılı olması ve bütün çizgilerin zarif bir biçimde ve gölgelerin yanındaki ışıklarla ince bir uyum içinde olması da şarttır. Bütün bu açılardan bakınca, güzelliğin vücudun fiziksel özelliklerinden ayrık olduğu ve maddi olmayan unsurlarla hazırlık yapıldığı ölçüde ona yakınlaştığı aşikardır. Dolayısıyla resmin, vücutları gösteriyor olsa bile elle tutulamayan şeyler üzerine bir fikir olduğunu, türlerin düzenini ve usulünü temsil ettiği, başka şeylerden çok güzellik fikri üzerinde yoğunlaştığı sonucuna varırız. Bunu başarmak, bütün iyi ressamların işareti ve amacıdır; seven gözle güzelliğe bakan tablo, resmin ası, kraliçesidir.
[İlk olarak Panofsky'nin işaret ettiği gibi (Idea, s. 117), bu metin, G. P. Lomazzo'nun Idea del tempia pittura (Milano, 1590) adlı eserindeki bir paragrafa yakından benzemektedir. Lomazzo'da bu alıntıyı Marsilio Ficino'nun Sopra la amoure over convito de Platone (Floransa, 1544) adlı eserinden almıştır. Ama Poussin'in metni, Dürer'in bir incelemesindeki paragrafı anımsatmaktadır. G.P. Galluci'nin İtalyanca tercümesini yaptığı ve 1599 yılında Venedik'te basılan eser için bakınız: Della simuetra dei corpi humani libri quattro. Bu metinde hem Ficione ve Lomazzo'nun yapıtlarında eksik olan bir cümle mevcuttur; bu cümle Poussin'in ‘Et qui si conclude...' ile başlayan cümlesine tekabül etmektedir. Bu metin, Poussin'in kopyaladığı Neo-Platoncu görüşleri ifade eden bir paragrafı kopyaladığı tek örnek gibi gözükmektedir.]
Yeniliğe Dair
Resimde yenilik daha önce görülmemiş bir konuyu ele almak değil, kendi içinde sıradan ve yıpranmış da olabilecek bir konuyu yeniden özgün ve yeni bir hale getirecek, iyi ve yeni bir düzenleme ve ifadeyle sunmaktır. Bu bağlamda Domenichino'nun aynı konuyu işleyen Agostino Carracei'nin eserinden duygu ve hareketler açısından farklı olan eseri Communion of St. Jerome anımsanmalıdır.
[Bu notta ifade edilen görüşler Tasso'nun Discorsi della'arte poetica (ed.cit, s. 352) adlı yapıtının ilk söyleminde ifade edilen görüşlere tekabül etmektedir.
Poussin burada, halihazırda Pinacoleca Vaticana'da bulunan St. Jerome'un Son Komünyonu adlı eseri yüzünden intikal yapmakla suçlanan ustası Domenichino'yu savunmaktadır. Domenichino, halihazırda Bologna'daki Pinacolecca'da bulunan Agostino Carracci'nin aynı adlı eserinin sadece değişik bir versiyonu olduğu gerçekçesiyle intikal suçlamalarıyla karşı karşıya kalmıştı.]
Konunun Fakirliğinin üstesinden nasıl gelinir?
Ressam insanların zihinlerinde hayranlık uyandırmak istiyorsa, ama elinde bu hayranlığı uyandırmaya uygun bir konu yoksa, akıl dışı garip ve yeni şeyleri resme dahil etmek yerine, konuyu, tarzının güzelliği ile mükemmel kılmaya çalışmalıdır ki, insanlar “Materiam superabat opus” desinler.
[Bu notun temel öğeleri, edebiyat konusunda yazan çağdaş yazarlarda bulunabilir (örneğin Mascardi, a.g.e. s. 158) Burada Poussin şüphesiz St. Luke akademisindeki Barok ve Klasik yanlıları arasındaki tartışmaya gönderme yapıyor ve Klasizm yanlılarını tutuyor.]
Şeylerin Formları
Her şeyin formu kendi işlevi veya amacına göre ayırt edilebilir; bazılarının amacı güldürmek, bazılarının ki korkutmaktır ve bu onların formudur.
[Aristo'ya kadar giden bu form betimlemesi, Ortaçağ ve Rönesans döneminde adeta evrensel kabul görüyordu.]
Renklerin Çekiciliği Üzerine
Resimde renkler, bir şiirdeki mısra gibi gözü çekmek için kullanılan tuzaklardır.
[Poussin gene Tasso'dan bir paragrafı değiştirerek, konuyu edebiyat yerine resme uyarlamış. Kaynağı Tasso'nun Discorsi del poema erioco (ed. cit. s. 537) eserinin ikinci söyleminde bulunabilir.]
İngilizceden çeviren: İdil Eser
|