| Politik Metaforlar:
Heri Dono'nun Resim Evreni ve “Who's Afraid of Donosaurus?”
|
| |
|
Bir adalar ülkesi Endonezya. Jakarta'dan Java'ya, Sumatra'dan Papua'ya uzanan geniş bir coğrafyada yüzlerce kültürün, Batı'nın “ilkel“ olarak damgaladığı, yerel kültürlerin, dinlerin buluştugu bu ikiyüz milyonluk ülkenin güncel sanatı son yıllarda yavaş yavaşta olsa uluslararası çağdaş sanat haritasında belirmeye başladı.
1946‘da Hollanda‘dan bağımsızlığını zorlu bir savaşla kazanan Endonezya, üçyüz yıla yakın süren koloniyal geçmişinde 18. yüzyılın sonundan itibaren Batı tarzında resim-heykel sanatı ile tanışmış. Batik, oymacılık başta olmak üzere geleneksel sanatların hâlâ etkin olan gücü Çağdaş Endenozya Sanatı'nı besleyen ana damarlardan biri. Başkent Jakarta'da toplanan müze ve koleksiyonlara rağmen güncel sanat ortamının merkezi Jogyakarta kentinde. Jakarta, Bandung ve Megalang'ta sanatçıların kurdukları özel müzelerin, önemli kişisel koleksiyonların varlığına rağmen Endonezya'lı genç sanatçıların bilgi edinebilecekleri tek kaynak internet.
Ne çağdaş sanat müzesi, ne de güncel sanatı destekleyen kurumların olduğu Endonezya'da, sanat piyasası 1985‘ten itibaren iki kere büyük bir patlama yaşadığı için başta bankalar olmak üzere kimi holdingler yaşayan sanatçıların çalışmalarından olusan koleksiyon yapmaya başlamışlar. Yabancı kültür enstitülerinin (Goethe Institut, Erasmus Huis, Alliance Francaises vb.) ülkeye getirdikleri ulusal sergilerin dışında güncel sanat hakkında bilgi edinmenin mümkün olmadığı güncel sanat ortamında 1990‘lardan itibaren genç sanatçılar kendi imkanlarıyla alternatif mekânlarda işlerini göstermeye başlamışlar. Bu zorlu koşullara rağmen 1990‘lardan itibaren Endonezya'lı sanatçılar önce Avustralya, Güney Kore, Japonya üçgenindeki bölgesel sergilerde sonra da yavaş yavaş Kuzey Amerika ve Avrupa'daki uluslararası etkinliklerde seslerini duyurmaya başladılar. Heri Dono ve Arahmaiani'nin başını çektiği bu sanatçıları izleyen genç kuşak (1965-1970 arasında doğanlar), Singapur ve Sydney merkezlerinde işlerini göstererek kişisel konumlarını belirginleştirmeye calışıyorlar. Yaşayan en önemli Endonezya'lı sanatçılardan biri olarak kabul edilen Heri Dono (d. 1960, Jakarta) birçok meslektaşı gibi Avrupa ya da Amerika'ya göç etmeden çalışmalarını Jogjakarta'daki atölyesinde sürüp buradan Venedik, Sao Paolo Bienali gibi büyük etkinliklere işlerini gönderdiği, gelenekle-modernizm arasındaki açmazları çalışmalarında tematize ettiği için üzerinde durulması gereken bir kimliğe sahip. Sanatçının Jakarta'daki The National Gallery of Indonesia'da “Who's Afraid of Donosaurus?” başlığı altında 2-12 Mart 2004 tarihlerinde açılan geniş çaplı kişisel sergisi (Sergi Yapımcısı: Hendri Wiyanto) onun son dönem çalışmalarını izleyicilere sunuyordu.
Dünün Dünyasını Güncelleştirmek
National Gallery'nin girişini boyları on metreye yaklaşan iki dev karton figürler bekliyordu: Birisi Superman, öbürü Badman. Bu yüksek tavanlı eski koloniyal mahkeme binasının kapısındaki iki hayal kahramanı figür, izleyicilere arkaik bir dünyanin kapılarını aralıyordu. Çalışmaları geçen yıl Venedik Bienali'nin uluslararası bölümünde sergilenen Heri Dono, hem geliştirdiği kendine özgü imge sarmalı, hem de güncelleştirdiği “dünün dünyası” kavramıyla eşine az rastlanan sanatçılardan biri. Yerleştirmelerinde, resimlerinde, performans çalışmalarında 1980‘lerden beri dönüşümlü olarak, geleneksel Java gölge oyunu Wayang figürlerini tekrar tekrar yorumlayan Dono, mistik bir geleneği günümüzün sosyo-politik sorunlarıyla katkılandırmayı, anlamlandırmayı başarıyordu.
Gölge Oyunu ana başlığı altında yorumlanabilecek olan “Gomelang” ve “Wayang” sunumları Endonezya'da hâlâ ilgiyle izlenen geleneksel halk eğlenceleri arasında yer alıyorlar. Kökü animist inançlara dek uzanan bu geleneksel halk oyunlarında kara mizahın yardımıyla güncel politik-sosyal konulara aracısız olarak gönderme yapılıyor. Dünyanın en çok rüşvet alınan ülkesi olan Endonezya'da bu geleneksel oyunlar önemli bir toplumsal dışavurum aracı olarak çağdaş sanat ürünlerinde de etkilerini koruyorlar. Dono çalışmalarında bu geleneğe ait ögeleri sıkça kullanmakla kalmayıp, onları sıradan seyircinin bile anlayabileceği, sade bir dille “dönüştürmeyi” başarmış.
Sergide gezinirken ulvi olarak nitelendirilebilecek sesler doluyordu izleyicilerin kulağına. Bunlar belirli aralıklarla geleneksel Gomelang sunumlarında kullanılan Java kültürüne ait vurmalı sazlardan gelmekteydi. Dono sergisinin başlangıcından itibaren izleyicilere sarmal bir anlatının odağına sürüklüyordu adeta. İlk bakıldığında arkaik bir dünyaya ait olduğu hemen duyumsanan yerleştirmeler, resimler, video yerleştirmeleri ve heykeller sanatçının farklı teknikleri eş zamanlı olarak kullanarak yakalamış olduğu görsel dilin zengin çağrışımlarıyla doluydu. Canavarlar, elleri yerde, gövdeleri havada kalan insan figürleri, ne yaptıkları belli olmayan hermoafrodit melekler, dev penisli yarı erkek yarı hayvan totemleri, fiberglas bebek yüzlü robotlar, eli sopalı polisler başta olmak üzere yüzlerce isimsiz kahraman Heri Dono'nun sergisinde her adımda, her köşede izleyicilere eşlik ediyorlardı. Kimi kez sesli, kimi kez sessiz olarak.
Peki ama nereden, nasıl başlamalı Dono'nun gelenekleri nasıl dönüştürdüğünü anlatmaya? Bu zorlu uğraşta, halen Endonezya'da yaşamakta olan Wayang Geleneğini kirletmeden ona çağdaş bir yorum kattığını nasıl yorumlamalı?
1980-1987 arasinda Indonesian Institute of Fine Arts'ta klasik bir sanat eğitimi alan sanatçı, daha sonra iki yıl boyunca (1987-1988) Yogyakarta'da Sukasman'la Wayang Geleneği üzerine özel olarak çalışmış. Java adasında I.Ö. 300 yıllarında Hindu dininin animist inanışlarla ilginç bir şekilde kaynaşmasından doğan Wayang bir tür Karagöz-Hacivat gibi gölge oyunu aslında. Deriden oyularak yapılan figürleri bir perdenin arkasından oynatan Wayang Ukur ustaları hünerlerini gecenin karanlığı yeryüzüne indikten sonra meraklılarına sunarlar. Bazen sabahın ilk ışıklarına dek devam eden bu gölge oyunun figürleri Dono'nun çalışmalarının esin kaynağını oluşturur. Gelenekle olan yakın ama tehlikeli ilişkisini sanatçı baştan temellendirdiği için, onun bu alanda kendi bahçesinde yürüyen bir kedinin emin adımlarıyla hareket edip Endonezya'nın politik-sosyal-kültürel sorunlarına eğildiği görülüyor. Endonezyalı olmayanlar için kolay bir uğraş olmasa da Dono'yu anlamak, onun ilk bakışta Picasso'nun karikatürü gibi duran figürlerini doğru bir çerçeveye oturtmak icin, önbilgiler edinme ve keşfetme dürtüsü gerekmektedir herşeyden önce.
“Wayang Legenda”
Dono, halen yüzde sekseninin geçimini tarım sektöründen sağladığı bir kültürün sanatçısı olarak sıradan halkın anladığı, gülebildiği gölge oyununun degişik karakterlerini “politik imgelerle” farklı biçimde yüklemeye başlar. 1988'den itibaren “Wayang Legenda” başlığı altında gölge oyunlarının figürlerini politize eden sanatçı, başta Suharto olmak üzere ülkeyi yıllarca sömüren generellari, onlarla işbirliği yapan “feodal elit” kesime (Tüm güçlerini yitirmelerine rağmen Endonezya'da birçok Sultan ve aileleri yaşamlarını gerçek saraylarda sürdürmektedirler. Cumhuriyet ilan edilmesine rağmen feodal kesimin gücü kendisini hemen hemen her alanda göstermektedir.) kara mizah yüklü eleştiriler yöneltmeye başlar. Figürlerini deriden değil, daha ucuz, kolay taşınan kartonlardan kesmeye, boyutlarını da büyüterek değişik deneylere giren sanatçı, öte yandan yerleştirme, video tekniğiyle de çalışmalar gerçekleştirir. Bu arayışları sırasında diğer sanatçılarla, gençlerle, sokak çocuklarıyla birlikte imece usulune benzer bir dayanışıma giren Dono böylece, politik baskıların, tabuların, batıl inanışların biçimlendirdiği “Endonezya Dramı”nin ortasında kalmış bir sanat yorumuna varır. Politik eleştirinin, cinselliğin tabu oldugu bir kültürün ürünü olmasına rağmen sanatçının çalışmalarında hem sloganlaşmadan politik eleştiriye girdiği hem de özgürlüklerden yana olan bir cinselliği işlerine tema ettiği görülür.
Jakarta'daki sergide sanatçının ilk kez sunduğu resim ve yerleştirmelerinin yanı sıra 1990‘lardan itibaren birçok önemli sergide yer alan eski çalışmaları da yer alıyordu. Bir anlamda dönemsel bir sergiyle karşı karşıya kalan izleyicilerin karşılaştırmalar yaparak Dono'nun söylemini nasıl geliştirdiğini adım adım izleme imkanı vardı. Fermentation of Mind (1994), The Angels Fallen From the Sky (2004) yerleştirmelerinin yanı sıra sanatçının otuza yakın tuval resmi de sergide sunuluyordu. Bu işlerden bir tanesine değinmeden önce serginin açık olduğu dönemde, Endonezya'nın Ağustos ayında yapılacak olan parlamento seçimlerinin arifesinde büyük çaplı seçim kampanyalarına sahne olduğunu hatırlatmakta yarar var. Bu ülkede seçim olağanüstü bir karnaval, büyük bir şenlik gibi. Dono seçimlere aracısız olarak gönderme yapan Shock Therapy for the Political Leader (2004) yerleştirmesinde, kırmızı renkli çocuk sandalyelerinin üzerine Wayang oyunlarında kullanılan vurmalı çalgıları ve onları harekete geçirecek bir sistemi yerleştirmiş. Belirli zaman aralıklarıyla gürültü yapmaya başlayan bu vurmalı çalgılar, sandalye aşkı uğruna rüşvet almayı-vermeyi uygun gören müslüman politikacılara uygulanabilecek (alternatif) bir terapi modelini sunuyorlar.
Dono'nun çalışmalarında Uzak Doğu kültürünün dünü ile bugünü arasındaki eleştirel bağın kurulduğu, kavramların, sorunların hiciv yüklü bir yaklaşımla dönüştürüldüğü görülüyor.
|