“Ünlü Olma Sergisi” başlıklı bir sergi duydunuz mu diye sormuyorum bile. Bu serginin tarihte olası herhangi bir yer işgal etmesi söz konusu olabilir mi? Sanmıyorum. Buna rağmen “Ünlü Olma Sergisi neden kült bir sergidir?” sorusuyla bütün açık kapıları şimdiden kapattığımı peşin peşin söylemem gerekiyor. Sergiyi 2003 yılının başlarında Ankara’nın Kızılay semtinde bir işhanının dördüncü katında, küçük bir emlakçı bürosunda gerçekleştirmiştik. Seyhun Babaç ve Osman Bingöl ile birlikte üç kişi gerçekleştirmemize rağmen, sergi, asıl Seyhun’un önüne asla geçemeyeceğimiz arzusu “ünlü olmak” üzerine inşa edilmişti. Öyle ki Osman Bingöl, mekânının camına dışarıdan okunabilecek şekilde büyükçe Seyhun Babaç’ın telefon numarasının (0535 810 22 67) çıktısını yapıştırmıştı. Bu önemli etkinliği, sadece açılışa davet ettiğimiz birkaç insan ve tesadüfen yolu komşumuz 17. Noter’e düşen (aslında kaçıncı noter olduğunu hatırlamıyorum) insanlar görmüştü. Mekân o kadar küçüktü ki açılışa gelen bir avuç izleyici bile içeri sığamamış koridora taşmışlardı. İşlere burunlarının dibinden bakmak zorunda kalmışlardı. Hedefimiz de buydu zaten. Tam o günlerde Vasıf Kortun, bir günlüğüne Ankara’ya geleceğini, sergiyi muhakkak görmek istediğini söylemişti, lakin toplantısının uzamasından dolayı beni telefonla arayıp hemen geri dönmek zorunda olduğunu iletti. Sonradan o da sadece serginin kötü çekilmiş imajlarını görebildi. Böylelikle sergiyi görmesi gereken birçok kişi sergiyi göremeden sergi kapandı.
|
||||