“Centre of Gravity”*: Yerçekimi, Cazibe, Merkez ve Merkezin Parçalanışı

Emre Zeytinoğlu


Bir sergiyi* “Çekim Merkezi” niteliği doğrultusunda oluşturmak elbette iddialı bir girişim. Ayrıca söz konusu iddianın, kendisini giderek aşan, kendi alanını sürekli biçimde genişleten bir yanı var. Çıkış noktasındaki görünür niyetleri hızla katederek geçen ve artık bu savı ortaya atanın bile kolay kolay dizginleyemeyeceği, denetim dışı ve tehlikeli bir büyümeyi işaret ediyor “Çekim Merkezi” düşüncesi. Her şeyden önce farklı güç alanlarını kendisine doğru yönlendirmek, onları içinde toplamak gibi bir anlam üstlenen “Çekim Merkezi”nin bu işi nasıl başaracağı, hangi olanaklardan yararlanacağı, hangi meşruluklardan referans sağlayabileceği, bu sorulara hazırlayacağı yanıtlar çerçevesinde de kendisini bir “merkez” olarak nasıl tanımlayabileceği, tartışmalara kapı aralıyor; sanatı, siyaseti ve bunların ayrı ayrı bağlı bulunduğu tarih yazımlarını ilgilendiren problematikler ortaya koyuyor: Sanat, sanat tarihinin hangi kanalını izlemiş olarak, hangi ideolojik ve kültürel dünyaların rahatsızlıklarını gidermiş olarak, hangi estetik bağlamlarla yakınlık kurmuş olarak bugüne ulaştığında, bir “merkez” konumu elde edebilecektir? Başka bir söyleyiş ile; sanatı, siyaseti, sanat tarihini ve toplumsal tarihi, hangi “düzenleyici büyük formül” birbirleriyle ilişkilendirecek, bunlar arasında “mutlak” bir güç dengesi kuracak, ve bu dengenin karşılığı sayılabilecek hangi manyetik alanı, “merkez” halinde sunacaktır?

<<geri dön

 

Ana Sayfa