“Buradan Çok Uzakta: Bir Kamusal Alan Projesi”

Zuhal Baysar


Baudelaire “Buradan çok uzakta” adlı şiirinde şöyle der: “Gitmek mi gitmemek mi? / Gitmen gerekirse git. Kimi koşar, kimi de / zaman denen düşmandan, pusudaki ölümcül / düşmanından sinerek çekilir köşesine...”
Zaman bir meydan okumadır. Yaşamın sonsuz dönüşümünü gösterir bizlere. Yaşamı yakalamak, onunla birlikte yenilenmek ve gelişmek için çaba harcarız her an. Yeni bir şey yapmak, çoğu kez eskiyi yıkmakla eş anlamlıdır. Bırakıp gitmek, bu anlamda bir meydan okumadır alışılmışa ve kendimize...
Son yıllarda sanat, modern kalıpları kırarak kendine daha akıcı ve yaşamla iç içe bir varoluş biçimi yaratma yolu seçti. Sanatın yaşamdan beslendiğini düşündüğümüzde, onun yaşama paralel olarak değişebileceğini varsaymak yanlış olmaz. Bu anlamda günümüz sanatçısı, işini oluştururken artık durağan ve kuralcı yapının dışında, teknolojik gelişimin getirdiği yeni ifade biçimlerini kullanarak ya da mekân ile olan ilişkisine yeni açılımlar getirerek, sanatı ve estetiği güncel verilerle beslemekte, alternatif kavramlar yaratmaktadır.
Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de güncel sanat, hayata dair yapılan sorgulamaları özgür, hatta başına buyruk bir tavırla seyircinin önünde sergilemektedir. Kamusal mekânlarda toplumla etkileşime geçmeyi hedefleyen projelerle toplumun her kesiminden insan, sanatla buluşmaktadır. Hatta bu sene dokuzuncusu düzenlenmiş olan uluslararası İstanbul bienallerinde karşılaştığımız, sergi salonları dışında varolan, mekânla ilişkilendirilmiş düzenlemeler, videolar, performanslar, özellikle İstanbullu sanat izleyicisinin artık alıştığı, beklediği ve ilgilendiği eylemlerdir. “Bienal” dendiğinde, İstanbul halkının ve sanatçı ya da sanatsever belli başlı izleyicilerin belleğinde yer etmiş sanat görüntüleri var denebilir. Ancak burada şunu da eklemek gerekir: Her ne kadar İstanbul, alternatif sergilere ev sahipliği yapma anlamında sayıca Ankara, İzmir ve diğer kentlere oranla üstün gibi görünse de, İstanbul’un kendi içindeki galeri ve sergi nüfusu göz önüne alındığında bu alternatif sergiler pek fazla değildir. Zaten alternatif sergilerin haliyle alternatif izleyicileri olmaktadır. Örneğin, son İstanbul Bienalini, tüm Türkiye ve yurtdışından gelen sanat izleyicisi dahil, otuz bin kişi gezmiştir. Asıl sorun, alternatif ve kamusal özelliklere sahip etkinliklerin, bu etkinliklere fazla alışık olmayan öteki kentlere yeterince gitmemesidir. Bu kentlerde de İstanbul’da olduğu gibi alternatif sergiler olmasına ve belli oranda alternatif izleyici kitlesi olmasına karşın, sayıca bakıldığında alternatif etkinliklere ev sahipliği yapabilme anlamında aslında tüm kentler aynı kaderi paylaşmaktadır.
Bu noktadan yola çıkılarak oluşturulan bir proje, farklı bir güncel sanat etkinliğini İstanbul dışına, İstanbul’dan uzakta ama bir o kadar da İstanbul’a yakın onun en yakın komşusunun evine, Ankara’ya taşıyor. Ankara Tren Garı’nda, 23 Mayıs-6 Haziran 2006 tarihleri arasında düzenlenen ve yapımcılığını Döne Otyam’ın üstlendiği, Nurol Holding’in ana sponsorluğunda gerçekleşen “Buradan Çok Uzakta: Bir Kamusal Alan Projesi” isimli etkinlik, başkentte de kamusal mekânı sanatsal bir mekâna dönüştürme hedefini gütmektedir.

<<geri dön

 

Ana Sayfa